28 Aralık 2014 Pazar

Atölyede ilk Gün :) - "Bizim Atölye"

Bu hafta Reggio Emilia ilhamlı atölyemizin ilk gününü yaşadık. Çocuklarla tanışma nasıl olacak, ilk gün nasıl geçecek diye merak ederken bir baktım atölye başlamış ve bitmiş. Çocuklar önceden de tanıştıkları için öyle çabuk kaynaştılar ki, hemen projeler üretmeye başladılar bile. Yaşlarının etkisi de önemli, ancak bence "hayal gücü" yeteneklerinin hala var olması ve Reggio ilhamlı çevre ile fikir üretme becerilerinin körüklenip ortaya çıkmasının bunda etkisi daha fazla.

Atölye sonunda bir şeyler atıştırırken çocuklara atölye hakkında sorular sorduğumda H: "Öyle çabuk alıştık ki, sabah seni tanımıyorduk, şimdi bir sürü şey yapmış olduk, projeler ürettik." yorumu günü özetliyor aslında.

Peki neler yaptık? Nasıl bir süreç yaşadık?

Her şeyden önce çocukların yaşlarını yazmak istiyorum.

AY (E) - 3,5
Eg  (E) - 4
El   (K) - 8
S    (K) - 8
A   (K) - 9
H   (K) - 10
M  (E) - 10
N   (K) - 10

Sabah atölyenin son halini ortaya çıkarmak için çocuklardan evvel atölyeye gittim, onlar da yavaştan gelmeye başladılar. Bir kısmı hala gelmemişken gelenlerden ikisi etrafımda dolanıyorlardı. Ben de önce M'den ve N'den, sonra da tüm çocuklardan yardım istedim. En çok M ve N ilgilenip fikirler üretti.

Merve: Şimdi bu çiviye ipi bağlamam gerek, ancak çektiğimde ip çıkıyor. Nasıl yapsam çıkmaz? Bir fikriniz var mı? Ben düşündüm ve bulamadım.

M: Çiviyi daha yatay çakarsak ipin sağlam kalır.

Ki haklıydı. Ancak ben duvara zarar vermek istemediğimi belirtip başka nasıl olabileceğini sordum.

M: Çivinin ucuna engel koyabiliriz. Kerpetenle yapabiliriz.

N: Çivinin ön tarafına ipi sarıp engel yapabiliriz.

Kerpetenimiz olmadığı için N'nin dediğini denedim, ipi çiviye bağladıktan sonra düğümün önüne ipi iyice doladım ve sağlamlaştı. Çocukların atölyeye ilk katkısı :)

Herkes tamamlandığında oturup sohbetle atölyeye başladık. Elbette ilk sohbet konumuz tanışma oldu. Herkes kendini tanıttı. Ben de kendimi ve atölyeyi tanıttım. Atölyede uymamız gereken en basit kurallardan bahsedip nedenleri hakkında konuştuk; 1. Birbirimize ve atölyedeki malzemelere zarar vermememiz gerektiği -bu kural özellikle pek geçinemeyen iki küçük içindi- 2. Aldığımız oyuncakları yerine koymamız gerektiğiydi -atölye öyle malzemeyle dolu ki, bir karıştı mı toplamanın zor olacağından ve ihtiyaçları olan malzemeleri bulamayacaklarından bahsettiler, kuralın nedenini sorduğumda.

Sohbet sonrası çocuklara bildikleri bir şarkıyı söyleyebilirler mi diye sordum. Kimisi "Ben utanırım söyleyemem." dedi, kimisi bildiği şarkı isimlerini saymaya çalıştı, ancak hep okulda belli günlerde söylenen şarkılar olduğu için, "Hmm.. Ben size bir şarkı öğreteyim mi?" diye teklif getirdim. Böylece hep beraber söyleyebileceğimiz ortak bir şarkımız olacaktı. Fikrimi çok sevdiler, ancak şarkıyı daha da sevdiler :) "Ceviz Nine" şarkısı ilk öğrendiğimiz şarkı oldu.


Daha sonra çocuklara atölyedeki malzemeleri istedikleri gibi kullanabileceklerini, keşfedebileceklerini tekrar hatırlatıp onları gözlemlemeye başladım.


N, El, S, ve AY hep beraber masada sulu boya yapmaya başladılar. Eg de ara ara masada onlara katıldı, ama genelde tek başına da sulu boya yapmayı seviyor. Bu sırada A şönilleri keşfetti, şönillerle şekiller yapmaya başladı. Bunu gören H de şönillerle ve daha sonra çam yapraklarıyla örgü ördü. M de diğer tarafta çeşit çeşit kumaşları deneyip, bir kısmını üzerine başına bağlayıp farklı karakterlere büründü.
İlk zamanlar "etkinlik" kıvamındaki bu oyunlar aslında atölyeye alışma sürecinin de bir parçası olarak görülebilir. Henüz nasıl malzemelerle donatıldığını bilmedikleri bir atölyede çocuklardan kimisi keşfetme sürecine hemen başlarken kimisi daha bildikleri malzeme olan kağıt ve boyalarla bildikleri iş olan resim yapmayı tercih ettiler. Yani kimisi daha cesaretle yeni ufuklara yelken açmaya daha yakındı. Kimisi daha temkinli, bildikleri durgun sularda yüzdü.


Birbirlerinden etkilenerek resim yaptıklarını özellikle gözlemledim. S El'den, El N'den, N de okuldaki temalı resimlerden...
Bakalım bundan sonraki soyut resim çalışmalarımızda nasıl resimler çıkacak ortaya ;)
Yaratıcı fikirlerini ortaya çıkarma konusunda zorlamak istiyorum çocukları.

H kitap köşesinde kitap okurken S ve El daha önce oynadıkları "haber yapma" oyununu oynamak istediklerini söylediler. Arka tarafta tiyatro sahnesi olarak kullandığımız yere geçip istedikleri zaman oynayabileceklerini, isteyen arkadaşlarının da onları izleyebileceğini söyledim. Yine de bir şey eksikti, başlayamadılar. Sanki seyirci bekliyor gibiydiler.

Merve: Hmm... Sizi videoya alayım mı?
diye sorduğumda sonra izleyebilecekleri için daha da heyecanlanıp sahneye geçtiler. İş ciddiye binince diğer çocuklar da izlemeye geldiler.

İlk haber videosu denemesi:

Spiker S: Şok! Şok! Şok!.. Dünyanın en özel haberi başlıyor. İstanbul'da en pahalı bir emzik çalındı. O yüzden size göstermek istiyorum. Buyrun...

Muhabir El: Merhaba sayın seyirciler. Dün İstanbul'da dünyanın en pahalı emziği çalındı. Görüyorsunuz (arkada boş duvarı gösterdi) (gülmeler) ... Neydi?

S: (sufle verdi) çok pahalı...

El: Bu emzik çok pahalı.

S: (sufle vermeye devam) 2 milyar...

El: 2 milyar ediyor tam. Kimin çalındığı tam olarak- kimin çaldığı tam olarak bilinmiyor. (sufle fısıltısı) Çalan bulunursa ... çok, mahkemeye çağırılacak ve büyük bir ceza verilecek. Bir dahaki haberde görüşmek üzere...

2. haber videosu denemesi:

S: Şok! Şok! Şok!.. Dünyanın en özel bir arab(a), gümüş bir emzik çalındı. Bu emzik 2 milyardan da fazla, tam 10 bin liralık bir emzik. Şimdi size bu filmi göstermek istiyorum.

El: Merhaba sayın seyirciler. Dün 12 Ocak Perşembe'de bir gümüş bir emzik çalındı. Bu emzik 2 milyardan pahalı olduğu için kimin çaldığı daha bilinemiyor. Çalınan bulunur, yani kim çaldıysa onu bulursak çok ağır cezalar vereceği belirtiliyor. Görüşürüz.

S: Şok şok şok... Şimdi de dünyanın en ucuz, ama en ucuz bir şeyi söylicez. Ama çok özel bir araba, o kadar parlıyor ki size göstermem lazım.Dün çok kötü bir araba olan bir araba geldi. Bir tane adamın arabası çalındı. Ve şimdi görüntüyü izleyebilirsiniz.

El: Merhaba sayın seyirciler. Az önceki haberde duyduğunuz gibi çok önemli ve çok pahalı bir araba çalındı.Bu araba diğerlerinden de özel. (S sufle vermek istedi) Ama pahalı olduğu ya da ucuz olduğu tam olarak belirtilemiyor. Yani kim biliyorsa bunu, kim biliyorsa ona güzel bir şey, ödül gibi bir şey verilecek. Görüşürüz.

Bu iki deneme de aslında çocukların oyunculuk/sunuculuk konusunda ilgilerinin olduğunu ancak meraklarını geliştirmek için yeterince bu konu üzerine odaklanmadıklarını, çalışma fırsatı bulmadıklarını gösteriyor. Ben de bunu bir fırsat bilerek onları provoke etmeye başladım.

Çocukların hayal güçlerini zorlamak için biraz daha fikirlerini geliştirmelerini istiyordum. Onlarsa aynı tarz haberler yapmaya devam etmeye çalışıyorlardı. Diğer çocuklar da, seyirci de olsalar, onlara yardım etmek için fikirler üretmeye başladılar. "Hmm..." dedim, "Bir düşünelim mi hep beraber oturup, başka nasıl haberler yapabilirsiniz?" S de El de o sırada haberlerini yazmak istediler. Böylece hem akıllarında kalacağını hem de daha düzgün okuyabileceklerini belirttiler. Çünkü video çekimi sırasında konuşmakta ve haber fikirlerini hatırlamakta zorlandıklarının farkındalardı.

Hep beraber masaya oturduk. S yazmaya başladı, beyin fırtınası da başladı. Ve o beyin fırtınası sonunda çocuklardan tiyatro yapma fikri ortaya çıktı. Seyirciden oyuncuya dönmek istiyordu diğer çocuklar da;

M: Aslında hep beraber de yapabiliriz, tiyatro yapabiliriz !?...

Merve: Nasıl yapabilirsiniz?

H: Yedi Cüceleri yapabiliriz.

Merve: Kendiniz de bir şeyler üretip oynayabilir misiniz?

M: "Ceviz Nine"yi yapabiliriz (atölyede oynadığı ilk malzemeler olan kumaşlarla "nine" olmuştu).

Merve: Harika bir fikir!

"Ben ceviz nine olmak istiyorum!" nidaları :)

Merve: Peki başka kimler vardı o şarkıda?

"Fareler... Dolap!.."

Biri "Ceviz Nine" oldu. Diğerleri de fareler ve dolap! :)
(Dönüşümlü olarak Ceviz Nine olacakları konusunda fikir birliğine vardık.)
Sabah kumaşlarla nine olan tecrübeli M El'i Ceviz nine olması için hazırlamaya başladı. Diğerleri de kendi kostümlerini kumaşlarla yapmaya başladılar.

Ve 3-2-1-Motor!

Bir yandan şarkıyı öğrenirken bir yandan oyunu oynamaya başladılar. Hem kikirdediler, hem oynadılar. Şarkıyla beraber, diyalogsuz, sessiz sinema kıvamında bir oyun çıktı ortaya. Chaplin filmleri gibi :D

Sonra videoyu izleyecekken yiyecekler geldi, yemek sonrasına bıraktık izlemeyi.

Sofrada sohbet ederken yemeye başladık. Çocuklara atölyeyi nasıl bulduklarını sordum, çok keyif aldıklarını anlatmaya başladılar. Oyunu annelerine de oynamak istediklerini söylediler. Bir sonraki atölyeye yeni fikirler getirip oyunu geliştirebileceklerini söylediğimde,

H: Provalara devam edip daha da güzel oynayabiliriz.

El: Aaa... Aslında kumaşları gerçekten dikip fare kıyafetleri yapabiliriz.

Merve: Evet çok güzel bir fikir, nasıl yapabiliriz bir düşünelim.

O sırada N'den başka bir fikir geldi,

N: Atölyemize isim koyabiliriz.

Merve: Ne olabilir mesela?

"Çalışkanlar atölyesi" "Yıldızlar atölyesi" "Bizim atölye" gibi fikirler üretti çocuklar. Daha objektif bir isim olması için "Bizim Atölyemiz" fikrini ön plana çıkardım. Atölyeyi benimsediklerini açıkça gösterdiği için de bu isim çok hoşuma gitti. Çocuklara sordum bu isim nasıl olur diye, "Bizim atölyemiz" diye benimsediler hakikaten.

El'den atölyenin kapısına "tabela" asma fikri geldi. Bu arada yemek yiyoruz aynı zamanda, hatırlatayım :) Sofra başında tatlı sohbet eşliğinde çok hoş bir sosyalleşme yaşadık.

Atölye benim için de umduğumdan daha verimli ve eğlenceli başladı. Çocukların fikir üretebilmeleri için Çevre gerçekten çok önemli. "Çevre" materyalleri ve sosyal ortamı, sosyal ilişkileri de içinde barındırıyor. Sohbetleri... Soruları... Cevapları... Hepsi bir bütün aslında. Uygun ortamda da çocuğun/insanın merakı, keşfetme-öğrenme isteği tetikleniyor, yaratıcı düşünüp fikirler üretebiliyor ve bunu uygulamaya geçirebiliyor. Belki de uygulayabileceklerini bildikleri için de bu kadar istekle fikirler üretebiliyorlar. Onlara deneme cesaretini de vermek gerekiyor.

Atölye boyunca sohbetlerimiz sırasında onların fikirlerini biraz daha derinden görebilmek için birkaç kavram hakkında "Ne demek?" diye sorular sordum. Çok güzel cevaplar aldım. Video kayıtta olmadığı için diyalogları yazamıyorum maalesef.

Çocukları tanıma aşamasındayım. Bir de teknik aksaklıkları giderdim mi, projelere de iyice başladık mı değmeyin keyfimize :)

Sevgiyle,

MerveSoc

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...